Make your own free website on Tripod.com
ÖZEL DOSYALAR

Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılabatı içinde en yüksek gür sada İslam’ın sadası olacaktır. Bediüzzaman,İslam’ın belki de en zor dönemlerinin yaşandığı yıllarda insanlara bu şekilde sesleniyordu.Çeşitli zulüm ve zahiri mağlubiyetlerin yaşandığı bu yıllarda Türkiye’de insanlara ümit vaat eden ve insanları hayra yönelten bir hareket doğuyordu:Risale-i Nur hareketi… CHP’nin istibdat ve zulümle yönettiği Türkiye’de,tabiri caizse “Allah Allah diyen bırakılmamıştı”.O’nun adının anıldığı meclisler yasaklanmış,bu meclislerin müdavimleri hapis ve tecrit edilmişlerdi.Toplumun kanaat önderleri idamdan sürgüne birçok eziyete maruz kalıyorlardı.İstiklal Şairi Mehmet Akif yurdunu terk ederek Mısır’a yerleşmek zorunda bırakılmış,İskilipli Atıf Efendi gibi birçok zat ise idam edilmişti… İşte bu ahval ve şerait dahilinde baskı ve zulümlerden yılmayan,defalarca canına kast edildiği halde -bi iznillah- bunlardan kurtulan bir zat tüm gücü ile zulme karşı İslam’ı müdafaa ediyordu.Kuran’ı Kerim’in mesajını insanlara ulaştırmayı kendine hedef edinen Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur adını verdiği eserini bu dönemde (1925) telife başlar.Yaklaşık otuz beş yıl süren telif sürecinde Risaleler birçok defa tahkikattan geçer,kimi zaman el konur kimi zaman da imha edilir.Fakat hiçbir baskı Bediüzzaman’ı ve talebelerini bu yoldan döndüremez.Isparta’nın bir köyünde telif edilmeye başlanan bu eserler,halkın sinesinde makes bulmuş ve Bediüzzaman’ın vefatına (1960) kadar geçen sürede on binlerce nüsha halinde Risale-i Nur talebelerinin ellerinde ve gönüllerinde yerlerini almıştır.Risalenin bu ilk döneminde büyük hizmetler yapılmış ve ‘Nurcular’ her zaman gündemi belirlemede söz sahibi olmuşlardır.1950 yılında iktidara gelen DP’nin büyük seçim başarısının altında da Nurcuların gücünü aramak yanlış olmaz. Demokrat Parti, iktidarı boyunca bizzat Bediüzzaman’ın iltifatlarına mahzar olmuş birçok hayırlı icraatta bulunmuştur.Ezanın aslına çevrilmesi, Kuran kurslarının nispeten serbest bırakılması gibi büyük icraatların yapılmasında da Nurcuların tesiri yadsınamaz durumdadır. Bediüzzaman;‘II.Said dönemi’ olarak adlandırdığı (1925-1950) dönemde siyasi hadiselerle ilgilenmediği halde,1950 sonrası memlekete ve İslam’a faydalı bir şeyler yapabileceğini ümit etmiş ve Demokrat Parti’yi destekler bir siyaset takip etmiştir.Buradan anladığımız;Memleket ve İslam namına fayda verecek şartlar mevcutsa,siyasi hayatla ilgilenmekte bir beis olmadığıdır. Nurcular Bediüzzaman’ın vefatının ardından gelen süreçte de içtimai ve siyasi hayata yön verir konumda,güçte olmuşlardır. Altmışlı yıllarda hüküm süren AP ile de oldukça iyi ilişkiler geliştirmişler ve parti politikaları oluşturulurken daima göz önünde tutulmuşlardır. Hareketin ‘Demokrat Gelenek’ üzerinde her dönem belli bir ağırlığı olmuştur ve bunu İslam’ın faydasına kullanmayı bilmiştir. Fakat yetmişli yıllarının sonuna doğru tüm Türkiye’nin (hatta tüm İslam Dünyasının) yaşadığı kargaşadan Hareket de nasibini almıştır. Bünye içerisinde ortaya çıkan bir takım değişik görüşler cemaate güç kaybettirmiş ve etkisini azaltmıştır.12 Eylül darbesi, zaten sıkıntılarla uğraşan cemaati oldukça derinden etkilemiş ve kopuşları hızlandırmıştı. Her askeri dönemde olduğu gibi bu dönemde de en çok Nurcuların üzerine gelinmiş ve bir sindirme harekatına girilmiştir. Nur dershaneleri basılarak kitaplar toplanmış, talebeler tutuklanmışlardır.12 Eylül Askeri Müdahalesi’nin ardından cemaatin gerek içtimai hayatta, gerekse siyasi hayattaki ağırlığı azalmış ve etki alanı -nispeten- daralmıştır. Seksenli ve doksanlı yıllar; Bölünmeler, anlaşmazlıklar ve hatta çekişmelerle geçip gitmiştir.Bu çekişmeler hiç kimseye fayda sağlamamış, bilakis başta Nurcular olmak üzere tüm memlekete zarar vermiştir. Askeri Müdahale ardından gelen süreçte yaşanan birçok olumsuzluk ve belirsizlik -bizce- Risale-i Nur hareketinin Türk siyasi ve içtimai hayatındaki gerekliliğini göstermiştir. Hareketin geçmişteki ağırlığı ve etkisi Türkiye’ye istikrar ve huzur ortamını getirmiştir. Ayrıca İslami yaşantı üzerindeki sınırlandırmaların kaldırılmasında da hareketin büyük etkisi olduğunu görmekteyiz.Yaşadığımız dönemde, geçmişteki kazanımlardan geri dönüldüğünü -üzülerek- müşahede ediyoruz. Kuran Kursları’nın yasaklanması, İmam Hatipler hakkındaki bir takım sınırlandırmalar ve başörtüsü meselesi gibi Türkiye Müslümanlarının günümüzdeki büyük sorunlarına ve elbette cihanşümul sorunlara çözüm üretebilmek için Risale-i Nur’dan azami ölçüde istifade edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Gerek ülkemizi gerekse dünyayı meşgul eden sorunların çözümü için İlahi bir mesaja ihtiyaç duyulduğuna inanıyoruz. Kuranın bize tarif ettiği ve Hz. Peygamberin yaşantısında somutlaşan İlahi mesajın çağımıza en uygun tarifinin Risale-i Nur’da olduğunu ve bu mesajın tüm insanlara ulaştırılması gerektiğini iddia ediyoruz. Bu yolda çağın iletişim aracı olan interneti de kullanarak ‘davamızı’ tüm dünyaya ilan ediyoruz! Amacımız; yurtta ve dünyada gelişen olayları tartışmak, Risale-i Nur penceresinden bakarak değerlendirmek ve çözümler üretmektir.Risale-i Nur hareketine, geçmişte sahip olduğu siyasi ve içtimai hayata yön verme kudretini yeniden kazandırmak istiyoruz. Velhasıl; İslam dünyasını ve genel olarak tüm dünyayı büyük bunalımlara sürükleyen ‘sekülerizm’e karşı, Risale-i Nur’un yardımı ile İslam’ın emin bir karakolu olmak iddiasındayız. Ve bu emniyet ortamını ihdas etmek üzere -ilk olarak- ‘dergiumitvar’ ile sizlerin karşısına çıkıyoruz. “Allah’ın sonsuz Rahmeti’nden ümit kesmeyiniz.” Biz Rahman’ın kelamını rehber edindik; arkamızdan gelecek,bizi destekleyecek yolcuları arıyoruz!.. “Sanma bu tekerlek kalır tümsekte Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş,gün batmış; ebed bizimdir!” İdris Ali GÜRBÜZ